Dün için Kopenhag planları yapmıştım zira tasarım üzerine bir belgesel olan Objectified'ın İskandinav prömiyeri yapılacaktı Kopenhag'da. Ben de parama kıyıp internetten bilet aldım (12 euro). Sonra da pek bir heveslendim. Aldım haritayı elime, açtım kopenhag turist sitesini, müzeler, sergiler vs. okudum, seçtim, işaretledim. Bir tasarım, sanat günü olsun dedim. Velhasıl olamadı. Sebebi ise o kadar salak ki... Şimdik bu internetten aldığım biletin geçerli olabilmesi için kimlik, kredi kartı ve mailine gönderdikleri faturanın 3ünün bir arada bilet gişesine gösterilmesi gerekiyormuş. Yüzbin yerde bunu özellikle vurgulamışlar. Bu sebeple faturanın çıktısını almam gerekiyordu. Bir de müze vs. girişinde indirim için öğrenci kimliği niyetine kabul mektubumun çıktısını alayım dedim. Ablam bu angaryayı kendi yapmayı önerdi. Ben de aa olur mu kendi işimi kendim yapayım, hem de öğreneyim buradaki işleyişi dedim. Buranın kırtasiyesine gittim. Amma velakin kapı duvar. Ablama telefon ettim, telefon duvar. Dedim şurdaki kırtasiyesimsi yere sorayım, beni başka bi printciye gönderdi. Orada hayatımın şoklarından birini yaşadım. Zira 3 adet siyah beyaz A4 için çocuk bana 170 İsveç kronu hesap çıkarttı. Zönk dedim. bu ne ya, bi kağıda bi hesaplamalar yapmış. 3 çarpı 3 artı 160 falan filan. Dedim heralede bu 160 membership falan. Yok değilmiş neymiş alete her çıktı gönderiminde bu ücreti alıyolarmış. Bi anlam veremeden çıktım. Sonradan jeton düştü, bu akıllı a4 çıktıları plotterdan vercekti galiba bana. Oksijen fazlasından beyni sulanmış heralde. Sonra ablamın telefon açıldı. Bana kütüphaneyi tarif etti, gittim, neymiş kapalıymış. Öteki kütüphaneye gittim. Neymiş sistem arızası varmış. Bla bla bla. Kafayı yedim en sonunda aman dedim almıyorum print mrint lanet olsun. Sonra tren istasyonuna gittim. Treni kaçırdım. 15dakka falan bekledim, trene bindim, Malmö'de indim. Kopenhag bileti aldım. Merkez istasyonda indim. Bir elimde harita, caddelerin ismini kontrol ede ede koştum. filme yetişmeyi başardım. Ve kimse aptal faturayı sormadı. Boşu boşuna bi ton uğraşmışım vaktimi gereksiz yere harcamışım. Planladığım hiçbir yere gidemedim haliyle. Filme gelinceeeeeeeeeeeee... Ay aylardır bir objectifieddır gidiyo tasarım bloglarında, bütün special screeninglerin biletleri tükeniyo falan filan. Pek bir beklenti içine girmiştim haliyle. Ancak ciddi bir hayalkırıklığı içinde çıktım. Filmin en güzel ögesi logosu :) Çekimler falan da güzel. ancak film gerçek anlamda bişey vermiyo bence. İşte bir grup ünlü tasarımcı tasarım hakkında konuşuyo. Özellikle tasarımcılar için çok bildik şeyler konuşuluyo bence. Tasarımcı olmayanlar için de çok dan dun bi ordan bi burdan sanki. Beğenmedim yani.
Böyle işte, son derece gıcık bir gündü.
Ablam da 'ben sana söylemiştim, benim bir yılım böyle saçma olaylarla doldu taştı' kıvamında konuştu tabiki.
Ancak mücadelem devam edecek, İsveç'i yeneceğim, puhahhahahaa :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder